<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>CcPortal.Net - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.amasyauniversitesi.org</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>duyuru@amasyauniversitesi.org</webMaster><copyright>2007-2010 © Copyright AmasyaUniversitesi.Org Tüm Hakları Saklıdır.</copyright><language>tr-TR</language><item><title>12 yaşındaki mendilci Ahmet'ten hayat dersi!</title><link>http://www.amasyauniversitesi.org/koseyazi-goster-7-12_yasindaki_mendilci_ahmet_ten_hayat_dersi.html</link><description>12 yaşındaki mendilci Ahmet’ten hayat dersi! Dün 15 milyon öğrenci ders başı yaptı... Bilecikli Ahmet ise, Mecidiyeköy’deki Profilo trafik ışıklarında elindeki kağıt mendilleri satmak için yeşil ışığın yanmasını bekleyen araçların camlarını tıklatıyordu. “Sen okula gitmiyor musun” dedim, gerisi geldi: - İki sene önce dördüncü sınıfı bitirdim ve bıraktım. - Neden? - Babam hapse girdi... - Ne yaptı ki? - İnce iş... Şimdi anlatamam... - Annen neden çalışmıyor peki? - O da çalışıyor, aha orda... (Eliyle 10-15 metre uzakta kucağında bir bebekle dilenen kadını gösteriyor.) - Oooo, iyisiniz... Bu ışıklar sizin kontrolünüzde yani... - Kız kardeşim de cam siliyor... - Vay, vay, vay... İyi para götürüyorsunuzdur... - Üçümüz günde 200-250 liradan aşağı toplamıyoruz... - Ayda 6 milyar eder... - Geçiyor... Ama pazar günleri çalışmıyoruz... Çünkü pazarları bu ışıklar tıkanmıyor. İş olmuyor. Ben de balık tutup satıyorum. Sana da getireyim mi? - Boş ver balığı, o kadar parayı ne yapıyorsunuz? - Birazı...</description><author>WEBMASTER</author><category>Okunma: 89</category><pubDate>11-Eki-2009 20:27:06</pubDate></item><item><title>Yaşamak ve Yaşatmak</title><link>http://www.amasyauniversitesi.org/koseyazi-goster-6-yasamak_ve_yasatmak.html</link><description> Özleyecek, hasretini çekecek bir şeyi olmak güzel şey. Özlemin sonunda kavuşmak vardır çünkü. Özlem çekmek güzel şey. Özlemini çekecek bir şeyi olmak... Anneyi, babayı, sevgiliyi özlemek… Yaşadığın yerleri özlemek… En büyük üzüntüleri, acıyı bile özlemek… Bir çift güzel gözü özlemek, asla kavuşamayacağın, hatta bilmediğin birini özlemek... Özlemek güzel şey... Özlemeye değer birini bulmuş olmak demektir çünkü özlemek… Özlenesi yaşantısı ve anıları olmak demek… Dokunmayı özlemek, sarılmayı ve gülmeyi, gözlerine bakmayı özlemek… Sohbet etmeyi en iyi arkadaşınla, gözlerinin içi gülerek… Bir gülüşü özlemek… Durgun ve sessiz akan bir su gibi gülüşü… Aklında biri olmak, aklında olmaya değer birini bulmak demek çünkü özlemek... Özlemek yaşamak demek, bırakmamak demek, yola devam etmek demek… Bir türlü doyamamak demek özlemek, yanındayken bile özlemek bazen, doyamayacağın kadar sevdiğin şeyler var demek çünkü... Derin uykulardan hasretle uyanmak demek özlemek… Uykularını kaçıracak kadar hasre...</description><author>butcher</author><category>Okunma: 365</category><pubDate>09-Eki-2009 16:38:41</pubDate></item><item><title>Düşünüyorum Öyleyse Var mıyım Acaba?</title><link>http://www.amasyauniversitesi.org/koseyazi-goster-5-dusunuyorum_oyleyse_var_miyim_acaba.html</link><description>Düşünüyoruz…. Hepimiz küçük, büyük hepimiz birşeyler düşünüyoruz. Kimimiz bugün eve nasıl yiyecek götüreceğini, kimimiz kaybolan yıllarımızı, kimimiz bizi acıtıp giden sevgiliyi, kimimiz geleceğimizi… İyi kötü hepimiz düşünüyoruz işte. Dünya öyle bir hal aldı ki beşikteki çocuk düşüncelerle doğuyor. Daha konuşmaya yeni başlayan çocuğumuzun psikolaga ihtiyacı olduğunu fark ediyoruz. Evet biz düşünüyoruz, düşünmesekte düşünmeye mecbur bırakılıyoruz. Asıl olan düşünuyoruz ama var mıyız? Zevk alıyor muyuz hayattan? Mutlu muyuz acaba… Gençliğimizin en güzel yılları gelecek kaygısı ile geçiyor. En nese dolu çağımız dershane köşelerinde kitap baslarında geçiyor. Evet belki eğitimimiz yükseliyor kültürümüz artıyor, ilerliyoruz. Ama farkında olmadığımız hayal kurmaktan aciz, psikolojisi tamamen çökmüş nesiller yetiştiriyoruz. İlköğretimde başlıyor koşuşturmaca yok SBS yok ÖSS bitmiyor…Bunun ALES’ i var ÜDS’ si var en önemlisi daha da bitmedi KPSS’ si var. Evet biz düşünüyoruz ama kendimizi. Hay...</description><author>WEBMASTER</author><category>Okunma: 93</category><pubDate>06-Eki-2009 17:45:52</pubDate></item><item><title>Ayrılık da Sevdaya Dahil</title><link>http://www.amasyauniversitesi.org/koseyazi-goster-4-ayrilik_da_sevdaya_dahil.html</link><description>Ben o şiirin aslında çok tanınan dizelerini değil de üzerinde pek durulmadan okunup geçilen dizelerini severim. O dizelerdeki imgeleri... Ayışığına batmış karabiber ağaçlarını... Gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusunu mesela… Gecenin üzerine serpilen gümüş tozunu... Kederin insanın içine bir yılan gibi sokuluşunu... Şairin birdenbire özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır diye soruşunu... Ama bir dakika! Hangi şiir, diyeceksiniz şimdi, söyleyeyim. Attila İlhan'ın Ayrılık Sevdaya Dahil’i...“Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü ayrılanlar hala sevgili Hiçbir anı tek başına yaşayamazlar Her an ötekisiyle birlikte Her şey onunla ilgili” Yaşayan için pek tanıdıktır bu duygu ama gel de bilmeyene anlat! Fakat flörtlerde, kendini aşka benzetmeye çalışıp duran ilişkilerde, seviyeli beraberliklerde tam ayrılırken söylenen seni hep seveceğim teraneleriyle karıştırmamalı! Çünkü kabul etmeliyiz ki, o laflar bazen ayrılık sırasında çıkacak zorlukları hafiflet...</description><author>butcher</author><category>Okunma: 113</category><pubDate>04-Eki-2009 00:49:09</pubDate></item></channel></rss>